Malatya Son Haber

Switch to desktop

MALATYA EFSANELERİ...

Öğeyi Oyla
(0 oy)

İlk Efsane Yeşilyurt dan

Yeşilyurt ilçesinden, bağ ve bahçelerin bulunduğu Taftacık semtine giderken, Davullupınar'ın karşılarına düşen düzlüğe "Gelin Yurdu", "Düğün Yurdu" deniliyor.
 Evvelce burası bir yerleşim yeriymiş. Bu bağ ve bahçe sahiplerinin toprak altından çıkardığı çanak-çömlek parçalarından da anlaşılıyor. Orada oturanlar düğünlerini işte bu düzlükte yaparlarmış. Birisi evleneceği zaman herkes oraya çağrılır, yenip-içilip, eğlenilirmiş.
 Söylentiye göre orada yaşayanlar kısa boyluymuş. Günümüzden yaklaşık 200 yıl önce, geç saatlerde, Yeşilyurt'lu iki ikişi Düğün Yurdu'na gitmiş. Orada kısa boylu adamları, ellerinde alev çıkaran odunlar olduğu halde, oynarken görmüşler. Korktuklarından onların yanına daha fazla sokulamamışlar.
 Bunlar birbirlerine çok bağlı kimselermiş. Her öğünde aynı yemeği pişirirlermiş. O gün ne yemek yapılacaksa ağanın kızı tarafından evden eve duyurulur, bunun dışında bir aş tencereye konmazmış.
 Bir gün başka köyden alınan bir gelin, kocasının yemek hakkındaki uyarısına aldırış etmeden canının istediği bir yemek yapmış. Akşam olup kocası eve dönünce ortalık birden karışıvermiş. Adamcağız karısının başka bir yemek pişirdiğini görünce deliye dönmüş. Kazmayı eline almış evi yıkmaya başlamış. Yüksek sesle, "aş karıştı, iş karıştı!" diye bağırmış. Bunu duyanlar durumu anlamakta gecikmemişler.
 Kazmayı eline alan evini yıkmış. Eşyalarını toplamışlar, evlerden çıkan direkleri de yanlarına alarak başka tarafa göç etmişler. Böylece birliğin bozulmasına şiddetle karşı olduklarını bir kez daha ortaya koymuşlar.
 Bu gün de kendi adlarıyla söylenen, olayın geçtiği yerin sakinleri olan, Kölükoğullarının, o zamanlar sazlık ve bataklık olan Yeşilyurt'un yüksekçe bir yerine, şimdiki Tepecik'e eski yurtarının da görüleceği bir yere yerleşmiş olmaları, Yeşilyurt'ta herkes tarafından bilinmektedir. Aynı aile aynı dayanışmayı vebirliği günümüzde de sürdürmektedir.

Orduzu Gelin Kayası Efsanesi
 
Orduzu’nun Bahçebaşı köyündeki Arslantepeyöredeki ilk yerleşim alanıdır. Burada yaşayan yoksul bir kıza komşu ülke kralının oğlu sevdalanmıştır. Kral karşı koysa da oğlunu bu sevdadan caydıramaz. Sonunda gençler kırk gün kırk gece süren bir düğünle evlenirler ve gelin alayı yola koyulur. Kız bir ara gelin alayını durdurur evine iki atlı gönderip unuttuğu oklavayı istetir. Buna kızan anası `’gelinlik tacınla askerinle alayınla taş ol’’ diye beddua edince tüm alay taş olur.

Malatya Beydağı Efsanesi
 
Torosların bir kolu olan Beydağında uyuyan, taşa dönmüş bir ermişi anlatır. Ermiş yılda bir kez uyanıp şu soruyu sorarmış; Malatya ovası altın sabanla sürülüyor mu? Olumsuz yanıt alınca tekrar uykuya dalarmış. Malatya ovası çok verimlidir. İyi sürülüp işlenirse bereket, bolluk artacak sabanlar bile altından yapılacaktır. O gün Ermişin yeniden canlanacağına inanılmaktadır. Ermiş O günü beklemektedir....

Gündüzbey Derme Suyu Efsanesi. (Malatya İçme suyu)

Hz. İsa'nın hristiyanlığı yaymaya çalıştığı yıllarda Gündüzbey yakınlarında putlara tapan ve bu inanışı büyük ölçüde yakın çevreye kabul ettiren biri yaşarmış.Hz.İsa hristiyanlığı tanıtmak için gezerken Malatya ' ya da gelmiş ve ününü duyduğu bu putperestin yaşadığı yer olan pınarbaşına da uğramış. Putperest kendisine rakip olarak gördüğü Hz. İsa' yı halkın gözünde küçük düşürüp ona inanmalarını engellemek için çeşitli hilelere başvurmuş. Bunlardan birinde de tapınak haline getirdiği yerde kayaların içine önceden su dolu tulumları yerleştirerek üzerlerini toprakla sıvamış.
 Tüm hazırlıklarını tamaladıkdan sonra ahalinin önünde elindeki şiş ile toprak görünümlü yerlere vurarak içindeki tulumlardan su akıtmış ve Hz. İsa'ya dönerek,
 Aynı şeyi sen de yaparsan dinine inanacağım ya İsa, aksi takdirde buralardan gideceksin demiş.
 Hz. İsa putperestin yaptığı bu hileyi farketmiş ve,
Senin akıttığın su az sonra bitecektir ama bu su sonsuza kadar akacaktır diyerek asasını kayalara vurunca derme suyu gürül gürül akmaya başlamış. Hz. İsa elindeki asayı sürükleyerek Gündüzbey yönüne doğru yürümeye başlamış. Su da onu takip  ederek akmış.

Koca Vaiz Efsanesi...

Koca Vaiz, Anadolu Selçukluları döneminde Malatya ve çevresinde Uç Beyidir. Yörede büyük bir Din Bilgini ve savaşçı olarak bilinir. Bizans üzerine sayısız akınlar yapmıştır. Bunlardan birinde bir kılıç vuruşuyla başı gövdesinden ayrılır. Vaiz Baba başını koltuğunun altına alarak Malatya'ya döner. Eski Malatya (Battalgazi) yakınlarında bir kadın, Koca Vaizi görür,korkuyla bağırır. İşte o zaman Koca Vaiz düşer ölür. Öldüğü yere türbesi yapılır. Günümüzde de halkın en çok ziyaret ettiği yerdir...
Melik Sunullah Camii (Koca Vaiz Baba)... 

Hekimhan’ın Kuruluşuna Ve Adına Ait Efsane
Bir sefer sırasında Köprülü Mehmet Paşa’nın yolu Hekimhan dolaylarına düşer. Doğanın güzelliğine hayran kalır, Askerlerine burada konaklanmasını buyurur. Askerler çevreyi dolaşmaya çıktıklarında günümüzdeki Hasan Ağa Çeşmesi’nin yanındaki dereye gelirler. Dere suyunun al al aktığını görürler,suyu izlediklerinde yaralı bir adam bulurlar ve Paşa’ya haber verirler. Paşa hekimiyle birlikte gelir, hekim hastanın durumunun umutsuz olduğunu söyleyince, Paşa sorar;
 "Hiç mi canı kalmamıştır?"
 Hekim;
 "Ancak onda bir canı var" der.
 Köprülü bu yanıt karşısında kızar ve şöyle haykırır;
 "Onda bir canı kalmış adamı ölüme mi bırakırsın?Ya bunu kurtarırsın ya da senin kanını da bununkine katarım."
 Hekim hemen işe koyulur yaralıyı üç günde ayağa kaldırır.
 Köprülü Mehmet Paşa Yaralıya kim olduğu sorar
 Yaralı, Kendisinin de hekim olduğunu, ilaç yapmak için bitki toplarken, eşkıyalarca vurulduğunu anlatır. Köprülü ağaçları kestirip açtırdığı yere Hekim için bir han, hamam ve cami yaptırır. Çevreden de birkaç aile getirip yerleştirir. Buraya önceleri Hekimin Hanı, daha sonra da Hekimhan denilmiştir.

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
  • Henüz hiç yorum yok

Copyright © 2013 Tüm hakları saklıdır MALATYA SON HABER - powered by FA AJANS

Top Desktop version